Lâl Kız: Bir İsmin Ardında Kaybolan Hikâye
Kayseri’nin arka sokaklarında dolaşırken, bazen kafamın içinde birkaç soru belirir. Bazen çok basit gibi görünen şeyler, hiç beklemediğiniz bir şekilde içinizi sıkar. Bir akşam, eski mahallemde yürürken bir çocuğun adını duydum: “Lâl kız!” O an içimde bir şeyler kıpırdamaya başladı. Lâl kız? Bu bir isim mi? Yoksa başka bir şey mi? O an, bir isimle başlayan bir sorunun peşinden gitmeye karar verdim. Gerçekten, Lâl kız ismi mi, yoksa bir hikâyenin izleri mi?
O Anın İçindeki Huzursuzluk
O akşam, bir kafede oturup günlük tutarken, Lâl kızın adının verdiği huzursuzluk hala içimdeydi. Neden böyle bir isme sahip olmalıydı ki? Kayseri’nin sokaklarında pek de alışık olmadığım bir ismin yankısıydı bu. Adı, içinde bir kırgınlık barındırıyordu sanki. Lâl, dudaklarımda tuhaf bir şekilde çözülmeye çalıştı. Rengi, kırmızıyı andıran bir sıcaklık, bir zamanlar kaybedilen bir şeyin izleri gibi. Her adımımda bir yansıma gibi… Huzursuz bir his, git gide büyüyordu.
Bunu düşündükçe, aklıma bir gün eski bir arkadaşımın bana söylediği bir şey geldi. “İsimler insanlar gibidir, bazen bir iz bırakır, bazen de kaybolur.” Şimdi, bu Lâl kız ismini duyduğumda, o izler ne kadar derin olurdu, diye düşündüm. Bir ismin içinde kaybolmuş hayatlar olabilir miydi? Belki de, bu adı taşıyan biri geçmişinin izlerini bir şekilde taşıyordu. Bunu bilmiyordum, ama bir his vardı. O his beni çekiyordu.
Lâl Kızın Gerçek Hikâyesi
O ismin ardında bir hikâye vardı, farkındaydım. Merak etmeden duramazdım. Bir gün, sabah kahvemi içerken, mahalledeki yaşlı kadınlardan biriyle sohbet etmeye başladım. Neredeyse gözlerini hiç kırpmadan konuşuyordu. Lâl kız hakkında birkaç cümle söyledi. “O kız çok zor bir hayat yaşadı, belki de adını hak ettiği şekilde yaşayamamış bir isimdi.” Bir an durdum. “Ne demek istiyorsunuz?” diye sordum. Kadın derin bir nefes aldı ve gözlerini yere indirdi. “Bir zamanlar orada bir aşk vardı. Lâl, onun adıydı. Kız, bir daha o ismi taşıyamadı.”
O an, kalbim bir an için hızla çarptı. Lâl, bir aşkın kaybolmuş izleriydi. Bu ismin taşıdığı acı ve özlem, beni derinden etkiledi. Lâl kız, kaybolmuş bir dünyadan geriye kalan tek hatıra mıydı? Kayseri’nin bu arka sokaklarında, bir zamanlar yaşanmış bir aşkın sesi hala duyuluyor muydu? O sorunun cevabını ararken, adının arkasındaki acıyı anlamaya başladım. Her şeyin başlangıcı ve sonu arasında bir boşluk vardı. Lâl kız, bu boşluğun içindeki silinmiş bir ismin yankısıydı.
Bir İsmin Ardındaki Duygular
İsimler bazen sadece seslerden ibaret değildir. Bir insanın hayatını, kaybolmuş umutlarını, acılarını veya sevinçlerini taşır. Lâl kızın ismi de öyleydi. Bir zamanlar sevdiği adamı kaybetmiş, onunla yaşadığı anıların içinde kaybolmuş bir kadının ismi. O ismin derinliklerinde, duygular vardı; kırgınlık, hüzün, belki de aşkın kaybolan izleri… Kim bilir, belki de adı Lâl kız, ona o kadar ait olmuştu ki, başka bir şey olamazdı. Bir anlamda, ismiyle birlikte yaşamanın ağırlığına katlanıyordu.
O an, ismin gücünü bir kez daha hissettim. Bazen bir isim, sadece bir kelimeden ibaret değildir. Hayatınızdaki yerini ve anlamını, her an taşıdığınız duygular belirler. Lâl kız, kaybolmuş bir aşka dair bir hatıra, belki de öyle bir hissiyatla yaşamak zorunda kalan bir kadının hayatındaki kırık dökük bir parça gibiydi. O ismi taşıyan kişinin belki de içindeki kırıklık ve acı, onun kimliğini şekillendiriyordu.
Sonuç: Bir İsim, Bir Hikâye
Sonunda, Lâl kız isminin ardındaki derin anlamı kavramıştım. Belki de, bir ismin yüklediği duygular, onun kimliğiyle birleşir. Kayseri’nin o sessiz, terkedilmiş sokaklarında her köşe başı, bir hikâyeyi fısıldar gibi hissediyorum. Lâl kız, işte böyle bir hikâyenin adıydı. Bu ismin taşıdığı acıyı, kaybolmuş aşkı düşündükçe, insanın içindeki boşluklar da bir nebze daha anlaşılır hale geliyor. Gerçekten, bir ismin derinliği, bazen bir hayatın öyküsüne dönüşür.